“Çevreye yönelik en büyük tehdit, bir kâğıt fabrikasının atıklarından, bir belediye kanalizasyonunu okyanusa boşaltmasından ya da yerel çiftliklerde kullanılan tarım ilaçlarıyla gübrelerin, sızıntı ve akıntılarının denize ulaşmasından kaynaklanan yerel kirlilik değildir. Esas tehlike, insanoğlunun yaşamına, atmosfere, dünyanın bir bakıma akciğeri sayılan tropik ormanlara, dünya okyanuslarına, hava ve su rezervlerimize yönelik olan tehlikedir. Bu da tüm insanlığın bağımlı olduğu çevre demektir.”

PETER F. DRUCKER

                                                                                                  

 Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 20. yüzyıl sonlarında hayatımıza giren günümüz yaşamında ve ileriye dönük yaşamda oluşabilecek gereksinimlerin devamını sağlamak adına hazırlanan bir politikadır. Bu politikanın ilk adımları 1987 yılında gündem olan Brutland Raporu, bir diğer adıyla Our Common Future raporu ile atılmıştır. 1990’lı yıllarda imzalanan uluslararası antlaşmalarla küresel kalkınma planı halini almıştır. Eylül 2015 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun önderliğinde dünya liderleri, devlet başkanları, BM’de yer alan üst düzey temsilciler ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek sürdürülebilir kalkınma hedeflerini 2030 yılına kadar gerçekleştirebilmek adına 17 hedef çerçevesinde planlamıştır.

Hedeflerin genel içeriği yoksulluk, eşitsizlik, iklim değişikliği, çevresel bozulma, barış ve adalet gibi yaşadığımız küresel sorunlardan oluşuyor. Bu yazıda günümüzde gündem haline gelen altıncı hedefi ele alacağız, bu hedef ‘Temiz Su ve Sıhhi Koşullar‘ı içeriyor.

Dünyada bulunan su miktarı sabittir ve değişmez, yeryüzündeki toplam su hacmi 1,4 milyar km3 olarak bilinmektedir. Yeryüzünde bulunan su kaynaklarının ise sadece %2,5’ini tatlı sular oluşturmaktadır, bu suyun %70’i de buzul ve kar kütlelerinde saklıdır. Hal böyleyken artan dünya nüfusu ile birlikte su kaynaklarına olan talep yedi kat artmaya başladı. Peki bu talep doğrultusunda suyu verimli kullanmayı biliyor muyuz? İşte en önemli soru. Bu soruyu kendi ülkemiz için yönelttiğimizde, kişi başına 1.519 m³’lük su düştüğü ve bu miktar ile su sıkıntısı çeken bir ülke olduğumuz Dünya Doğayı Koruma Vakfı vb. kurumların raporlarında yazmaktadır. Çok uzaklaşmadan şimdiye odaklandığımızda müsilaj sorunu gündemdedir; Marmara denizinde yaşanan bu sorun, temiz su konumuzun en iyi örneğidir. Müsilajın, yani deniz salyasının üç büyük nedeni vardır; küresel ısınma, kirlilik, deniz durağanlığı.

Dünyada bulunan su miktarı sabittir ve değişmez, yeryüzündeki toplam su hacmi 1,4 milyar km3 olarak bilinmektedir. Yeryüzünde bulunan su kaynaklarının ise sadece %2,5’ini tatlı sular oluşturmaktadır, bu suyun %70’i de buzul ve kar kütlelerinde saklıdır. Hal böyleyken artan dünya nüfusu ile birlikte su kaynaklarına olan talep yedi kat artmaya başladı. Peki bu talep doğrultusunda suyu verimli kullanmayı biliyor muyuz? İşte en önemli soru. Bu soruyu kendi ülkemiz için yönelttiğimizde, kişi başına 1.519 m³’ lük su düştüğü ve bu miktar ile su sıkıntısı çeken bir ülke olduğumuz Dünya Doğayı Koruma Vakfı vb. kurumların raporlarında yazmaktadır. Çok uzaklaşmadan şimdiye odaklandığımızda müsilaj sorunu gündemdedir; Marmara Denizi’nde yaşanan bu sorun, temiz su konumuzun en iyi örneğidir. Müsilajın, yani deniz salyasının üç büyük nedeni vardır; küresel ısınma, kirlilik, deniz durağanlığı. Küresel ısınma, her kötü doğa olayının sebeplerindendir bu yüzden 17 hedef hazırlanmıştır.

Günümüzde 2,4 milyar insan sıhhi koşullardan faydalanamıyor, 663 milyon insan ise temiz su kaynaklarına ulaşamıyor. Ayrıca, buna bağlı olarak kirli suya ulaşım probleminden dolayı günde 800’den fazla çocuk yaşamını yitiriyor. Bu noktada hazırlanan sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde 6’ncı hedef devreye giriyor.

Hedefler:

6.1: 2030′ a kadar herkes için güvenli ve uygun fiyatlı içme suyuna evrensel ve eşit erişim sağlanması.

6.2: 2030′ a kadar, herkes için yeterli ve adil sanitasyon, hijyene erişimin sağlanması.

6.3: 2030 yılına kadar kirliliği azaltarak ve çöp boşaltmayı ortadan kaldırarak tehlikeli kimyasallar ile malzemelerin salınımını en aza indirmek, arıtılmamış atık su oranını yarıya indirerek ve küresel olarak geri dönüşümü ve güvenli yeniden kullanımı önemli ölçüde artırarak su kalitesini arttırmak.

6.4: 2030 yılına kadar tüm sektörlerde su kullanım verimliliğini önemli ölçüde arttırmak ve su kıtlığını gidermek için sürdürülebilir geri çekme ve tatlı su temini sağlamak, su kıtlığı çeken insan sayısını önemli ölçüde azaltmak.

6.5: 2030’a kadar uygun olduğu şekilde sınır ötesi işbirliği de dahil olmak üzere tüm seviyelerde entegre su kaynakları yönetimini uygulamak.

6.6: 2020 yılına kadar dağlar, ormanlar, sulak alanlar, nehirler ve göller dâhil olmak üzere suyla ilgili ekosistemleri korumak ve eski haline getirmek.

BM tarafından hazırlanan maddeler bunlar, peki 2015’ten yana hangi maddeyi ne kadar hayata geçirdik? Evet, birçoğu uygulanması güç maddeler ancak bizler elimizde olan doğal kaynakların değerini bilip yaşamımızın bir parçası olduğunu ve en önemlisi gelecek nesillerin devamı için korumamız gerektiğinin bilincine sahip olursak hepsi kolay maddeler haline gelecektir. Umarım 2030 yılında hepimizi temizlenmiş, kaynakların yeterli olduğu bir dünya karşılar.     

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir