Yaşamı; biriktirme, şu anda kendimizi  bulma, bir sonraki zaman dilimi için şimdiden ilham almak olarak tanımlamak istiyorum. Zihnimizde sürekli bir biçimde tasarlanan gelecek için ve sınırlarında dolaşıp durmaktan öteye gidemediğimiz geçmiş için şuan edinilebilecek farkındalık çok önemlidir. Yaşanan tek gerçeklik şimdinin içindedir. Kaygıların ve yargıların kısır döngüsünden uzak bir yaşamda dengeyi sağlayabilmek, mutsuzluğu kabul ederek mutlu olabilmek, sonucu değil süreci kazanabilmek yaşam döngüsünde kişinin sosyal ve bireysel ihtiyaçlarını kapsar. Yarının kazancı için bu günü feda etmeyen insan, öncelikle gerçekliğin bu günde yaşandığını kabullenen insandır. Dikkat çekmek istediğim bu gün kavramından uzaklaşan insan hayatı için, sosyal alanda yaşanan problemlerin çözümü zorlaşmaktadır. Sorunsuz bir hayat düşünülemez ancak sorunlara çözüm bulamadan devam eden hayatta aynı oranda sürdürülemez.

Sorunu fark etmek ve sorunu kabul etmek çözümün ilk aşamalarıdır. Sorunu odaklanırken bilinçli ve açık yüreklilikle geliştirilen bir farkına varma süreci, kabullenmeyi hızlandırır. Böylece ‘üretken ıstırap’ harekete geçmiş olur.

Üretken ıstırap ile ifade edilmek istenen, psikolojik farkındalığın ve yetkinliğin kişisel boyutta artmasıdır. Son yıllarda üzerinde çokça durulan ‘farkındalık kavramını zamanı anlama ve toplumsal bağlılık süreçlerimiz üzerinden incelemek istiyorum. Dünyayla tanışmaya başlarken birey olarak toplumla da tanışmaya başlarız. Toplumun içinde birey olarak toplumsallaşmaya da başlamış oluruz aynı zamanda.

Her insan bağımlılık ve özgürlük ya da boyun eğme ve kendine yön verme eğilimlerinin yarattığı çatışma ile dünyaya gelir. Çünkü doğum olayı, bir diğer insana tümden bağımlı ve çaba gerektirmeyen bir durumdan, ayrı bir varlık olmayı ve kendi eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmeyi gerektiren bir yaşama geçişi temsil eder. İnsanın kendi sorumluluğunda gösterdiği çaba hayatın özüdür. (Gençtan,2017, s.155)

Gençtan’ ın sözlerinden hareketle kendi sorumluluğumuzu kabul ederek hayatın özü için çabalamaya başladığımızı anlıyoruz ve farkında olarak gerçeği kabullendiğimizi. Burada söz edilen farkındalık bir bilinç durumudur. Farkında olmanın çok önemli bir adımı vardır: İlgimizi ve dikkatimizi kasıtlı olarak şimdiki zamana yönlendirmek.  

Farkındalık arttıkça ve kişi şimdiki zamanda gerçeklerle yaşamaya başladıkça acıtan yüzleşmelerle karşı karşıya kalabilir. Schopenhauer’ in dediği gibi, farkındalığın artışının bedelini ıstırapla öderiz. Bir hayvan ölüm üzerine düşünemez, ölümü üzerine kaygılanamaz. Ölüm ötesinde kendisini nelerin beklediğine kafa yormaz. Ölüm farkındalığı kısıtlı olduğu için yoğun bir ölüm korkusu taşımaz. Evet bilinçlilik ıstıraba gebedir ancak bilincin bağışları için de ıstıraba değer. Sorunlarımızın çoğu biz onlarla yüzleşmediğimiz için devam eder.(Sayar,2021,s.123)

Çevreye duyulan güvensizlik devamında kişinin kendine güven duymasını etkiler. Sorunlarla yüzleşmeler başladıkça yaşanan düşünce çatışmalarına ve duygusal yoğunluğa karşı kişinin kendine olan güveni gelişme gösterir. Sorunun kendisi ne kadar acı verici olsa da sorunun kaynağıyla yüzleşmek, kaçmanın ötesinde yaşam belirtisi içerir.

Yaşadığımız toplumda varlığımızı hissedeceğimiz benlik bilincimizi oluşturan en önemli adımlarından biri, içinde bulunduğumuz sorunlarla yüzleşmektir. Toplum bizden içine özerk olarak katılabilmemizi ister. Biz de birey olarak aslında, toplumda özerk olduğumuzu bilmek isteriz. Toplumun etkisi altında kaybolup gitmediğimizi teyit etmek isteriz. Toplumsal bir birey olarak ihtiyacımız gerçekte kim olduğumuzu bilmektir. Kendi gerçeğini kabul eden insanı ise gerçekte kim olduğunu anlama yolculuğuna çıkmış olarak ifade edebiliriz.

Kendi gerçeğini kabul edebilmek psikolojik alanda karşımıza sıkça çıkan kavramların üst metnini oluşturuyor.

Kişiliğin bireyselleşebilmesi için, insanın kendisine ilişkin gerçekleri olabildiğince bilinçlendirebilmesi gerekir. Ne var ki, birçok insan kendini tanımak için çaba göstermeksizin yaşamına anlam katabilmeyi umar ve beklediklerini bulabilmek için bir mucizenin gerçekleşmesini bekler. Oysa insan gerçeklerini tanıyabildiği oranda kendisiyle uzlaşır ve çevresine karşı daha da hoşgörülü olur. (Gençtan,2017,s.79)  

Kendi gerçeğini kabul etmek değişimle beraber dönüşüm geçiren yaşam sürecini ifade ediyor. Bu anlamda kendi gerçeğimiz olarak yola çıkabilmemiz için şimdi ve şuanı yaşamayı anahtar olarak göstermek istiyorum. İçinde bulunduğumuz durumu anlamak için bu anahtara ihtiyaç duyarız.

Yukarıda hayatın özü için kişinin kendi yaşamının sorumluluğunu alması tanımını sunmuştum. Hayatın özüne katkıda bulunan bir diğer tanım da ‘Psikolojik Esneklik’ başlığı altında inceleniyor. Psikolojik esneklik, ‘hissetme ve düşünmeye açıklık; şu andaki deneyime iradî olarak katılma; hayatınızda sizin için kıymetli olana doğru ilerleme; sizi değerlerinize ve amaçlarınıza ulaştıracak alışkanlıkları edinebilme becerisi’ olarak ifade ediliyor.

Psikolojik esneklik konunun temelini oluşturan farkındalıkla harekete geçebilir. Geliştirilmekte olan psikolojik terapi yöntemlerinden biri olan Kabullenme ve Gerçekleştirme Terapileri, Farkındalık (Mindfulness) becerilerini 3 kategoriye ayırır:

  1. Ayrışma (defuzyon): İşlevsel olmayan düşünce, inanışlar ve hatıralardan uzaklaşma ve onları bırakabilme.
  2. Kabullenme: Acı veren duygu, dürtüler ve duyumlar için bir alan hazırlama ve herhangi bir çatışmaya ya da kavgalaşmaya girmeden, onların gitmesine izin verme
  3. Şimdiki zamanla temasa geçme: Tamamen şimdi ve buradaki deneyimle, açık ve meraklı bir yaklaşımla ilişki kurma.

Bu becerilerle: Günlük dilde kullanılan sözcüklerin dışında çok daha geniş bir açıdan kendimizi tanımlamayı sağlayabiliriz. Bu, bizim farkına varma ve odaklanma becerimizin bir parçası haline gelecektir. Söz konusu durum, ‘Kabullenme ve Gerçekleştirme Terapileri’ nde (Acceptance Commitment Therapy), sıklıkla ‘beni gözlemleme’ olarak adlandırılmaktadır. Kısacası, “pür farkındalık”: sadece farkındalık, başka bir şey değil.  Her şeyden haberdar olduğumuz parçamız: her düşüncenin, her duygunun, gördüğümüz, duyduğumuz, tattığımız, kokladığımız ve yaptığımız her şeyin farkında olma halidir.

Tüm bu açıklamalar doğrultusunda farkındalığın, bilincin onayını desteklediğini görmekteyiz. Istırabı hissetmemek için uyuşturulmuş bilinç yerine üretken ıstırapla birikim sağlayabilen bilincin, toplumsal ve kişisel kaygıların üzerinde bir yaşam için ne kadar önemli olduğunu da görmekteyiz.

Farkına varmanın, yüzleşmenin, kabullenmenin, sınırların dışında yorumlama yeteneği kazanabilmenin, psikolojik esnekliğe ulaşabilmenin ve hayatın özünü anlayabilmenin, birbirine ne denli bağlı olduğunu anlıyoruz. Bu bağın kalbinde ne geçmiş ne gelecek bulunmakta. Yalnızca yaşamakta olduğumuz şuanın içinde kendimizi hareketli kılmak böylesine bir bağ kurmaya yardımcı olur.

Hayatı algılama biçimimizi, zamanın yönergesinde biri birinin ucuna tutturulan zincir olarak düşünebiliriz. Zaman kavramını zihnimize yerleştirirken; geçmiş odaklı olmak veya gelecek kaygısı yaşamak zihinsel kısıtlılığa yol açabilir. Oysa kişinin kendisi olarak içinde bulunduğu toplumsal hayatı dönüşen bir zaman dilimini ifade eder.

Sonuç olarak ifade ettiğim zincir, süreci ifade eder. Unutulmaması önemlidir ki gerçek kazanım afişe edilmiş bir sonuçta değil, yaşanmakta olan süreçtedir.

Kaynakça

  • Başoğlu, S. Farkındalık Kabullenme ve Gerçekleştirme Terapileri. https://www.ipe.com.tr
  • Gençtan, E.(2017). İnsan Olmak. İstanbul: Metis
  • Sayar, K.(2021). Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez. İstanbul: Timaş
  • Sayar, K. (2021). Özgür Bir Zihin. https://kemalsayar.com/
0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da hoşunuza gidebilir
Okumaya Devam Et!

Sevginin Beş Dili

İnsanların günümüzde karşılaştığı en yaygın ilişki sorunlarından biri, sevgiyi bir başkasınadolaylı ve doğrudan bir şekilde ifade etmektir. Neredeyse…
Okumaya Devam Et!

Vücut Saatimiz

“Zaman öldürmek yerine bir şeyler yapın. Çünkü zaman sizi öldürüyor.” Paulo Coelho Genellikle işlerimizi bir an önce halledip…