İş Yaşamında Kadın

Dünyada genel olarak kadınların iş gücüne katılımı göz önüne alındığında Türkiye bunun oldukça gerisinde kalmaktadır. 2000 yılı sonrası Türkiye’de köklü değişimler yaşandığı aşikardır ve bu değişimler sırasında artan işsizliğin önlenmesinde kadınların da iş yaşamına dahil edilmesi ve buna yönelik politikalar gerçekleştirilmesi zorunludur. Zira, 2015 yılında erkeklerin toplam istihdamdaki oranı kadınların 2 katı olmuştur. Ne yazık ki, 2019 yılında da bu durum devam etmiş, kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu TÜİK verilerine yansımıştır. Avrupa’da da durum benzerdir ki KOSGEB’in yapmış olduğu bir araştırmaya göre start-up girişimcilerinin sadece %30’u kadındır.

Cinsiyetçi iş bölümünden ötürü kadınların iş yaşamlarına devam edebilmeleri, ev işlerini aksatmamalarına bağlıdır. Maalesef ki işler, kadın ve erkek işi olarak ayrıldığından evi çekip çevirme görevi kadınlardan beklenir. Bu yüzden kadınlar iş yaşamında azdır. Maruz kalınan psikolojik şiddet (mobbing) ya da tacizler, kadınların iş yaşamındaki motivasyonunu düşürdüğü gibi “okumasına gerek yok, ev işleri ile ilgilensin” mantığından yola çıkıp eşini çalıştırmak istemeyen erkekler yüzünden kadınların başarısına ket vurulmuştur ve kadınlar ev hayatına şartlanmıştır.

Rachel Feltman’a ait “cinsiyetçilik genellikle bir tebessümle başlar” cümlesi şimdi bahsedeceğimiz konuya göre tam da yerinde bir söz olacaktır. Kadınların birçoğu iş yaşamında maalesef ciddiye alınmamaktadır. Hatta kadınların herhangi bir konuda bir erkeğin fikrine muhtaç olduğu kanısıyla birlikte, kadınların başarıları erkekler tarafından çalınmıştır. Bilirsiniz ki, fikir hırsızlığı hep gündemde olan bir meseledir. Bilim kadınları, bilimde birçok kişiye rol model olmuştur ve bilime birçok kapı açmış kadın araştırmacılarının ismini şu an duyamıyor oluşumuz çok acıdır. Bu durum sadece bilimde değil, özellikle geleneksel Hollywood filmlerinde kadın oyuncuların erkek oyunculardan daha az maaş alması ve A Milli Kadın Futbol takımının oyuncularının aldığı maaşların erkeklerden çok daha az olması ile de görülebiliyor. Cinsiyetçilik, biz onu normalleştirdiğimiz sürece devam eder. Medyada, evlilik programlarıyla ve klasik Türk dizilerinde gördüğümüz cinsiyetçi dilden ötürü de kadınlardaki bu öğrenilmiş çaresizlik devam etmiştir.

Örneğin, “Çocuk da yaparım kariyer de” cümlesini kadınlardan sıkça duyarız fakat neden hem iş kariyerimizle hem de çocuk yapmakla övünelim ki? Çocuk bakımı hukuken annenin ve babanın eşit bir sorumluluğudur. 21.yüzyılda bile kadınların meslek yaşamı ve kişisel yaşamı arasında bu denli seçim yapmaya zorlanması ise bir başka soruna kapı aralamaktadır. Genellikle kriz anlarında, ataerkil yapıdan dolayı gelir getiren kişi erkektir anlayışıyla birlikte kadınlar öncelikli olarak işten çıkartılmaktadır. ILO Türkiye Ofisi ve TÜİK ortak araştırmasına göre, babalar ve çocuğu olmayan kadınlar, iş yaşamında anne olan kadınlardan fazla ücret alıyor. Bu da anne olanların çalışamaması ve anneliğin zaman kaybı gibi görülmesine yol açıyor.

Yine toplumsal cinsiyet rolleri yüzünden oluşmuş ve ilerlemeyi engelleyen görünmez bir bariyer bulunmaktadır. Cam tavan sendromu olarak adlandırılan bu bariyer, kadınların yönetici pozisyonunda daha az görülmesine yol açmakta ve işteki yükselmelerde eşitsizlik yaratmaktadır. Aynı pozisyonda bulunmalarına rağmen erkeklerin kadınlardan daha fazla ücret aldığı açık bir gerçektir ve ne yazık ki COVID-19 salgını bu ücret açığını artırmıştır. KADEM’in kadın öğretmenlerle yaptığı araştırmaya göre cam tavan sendromunu hiç hissetmeyen kadınlar da bulunmaktadır bu da ülkemizde cam tavan hakkında önemli bir ilerlemenin varlığına da işaret etmektedir.

Kadınların iş yaşamında olmasının avantajlarına gelirsek, bir ailede eşit gelir ve sorumluluk varsa boşanmaların daha az olduğu görülmüş, cinsiyet eşitliliğinin ulaşıldığı şirketlerin ise daha çok kar ettiği, verimliliğini artırmış olduğu, iş akışlarının iyileştiği ve şirket itibarının arttığı görülmüştür, tüketici talepleri ise daha doğru karşılanmaya başlanmıştır.

Bugünlere geldiğimizde ise Türkiye’de iş istihdamındaki kadın oranında artışların görülmesi henüz istenen noktalara gelmemiş olsa da bazı sevindirici haberlerin olduğunu söylemek mümkündür. 2020 yılı Fortune Türkiye – En Etkin 50 CFO listesine ve 2020 yılı 40 Yaş Altı En Güçlü 40 CEO listesine göz attığımız zaman birçok kadının isminin bulunduğunu görebiliyoruz.

Bonus Bilgi: Türkiye Kadın Girişimciler Derneği üyesi ve MLP Care’in CFO’su olan Burcu Öztürk, Young Global Leaders 2021 listesine girmiştir.

“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” -Mustafa Kemal Atatürk

**********

Kaynakça ve İleri Okumalar:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 05 Mart 2021 Haber Bülteni.

Karabıyık, İ. (2015). Türkiye’de Çalışma Hayatında Kadın İstihdamı. Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 32(1), 231-260.

Salkım, E. (2017). İş Hayatında Kadın Olmak. Think 360.

https://www.weforum.org/

https://www.ilo.org/

Benzer Gönderiler

Yorumlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Reklam

İnstagram

Popüler Gönderiler

EKİP LİDERLİĞİ

     Liderlik sözcüğünü halk ağzında düşündüğümüzde aslında ne kadar da havalı bir isim öyle değil mi? ‘’Lider, liderim…’’...

İLETİŞİMDE DOĞRU DÜŞÜNCE KENDİNİ BELLİ EDEN BİR ANAHTARDIR

ÖZET Herkes tarafından bilinmektedir ki; iletişim hayatımızın olmazsa olmaz tamamlayıcılarından biridir. İletişimin genel iki hattından söz etmek gerekirse; ilki...

Doğru Meslek Seçimi

Yanlış meslek seçimi, daha başlangıçtan bir tıkanıklığa mahkûm olacağınız anlamına gelir.      İlber Ortaylı - Bir Ömür Nasıl Yaşanır?