ÖZET

Herkes tarafından bilinmektedir ki; iletişim hayatımızın olmazsa olmaz tamamlayıcılarından biridir. İletişimin genel iki hattından söz etmek gerekirse; ilki kendimizle olan ikincisi ise dış dünyayla olan iletişimimizdir. Dış dünyayla kurduğumuz iletişime oldukça değerlidir çünkü insan kaçınılmaz biçimde sosyal bir varlıktır. İletişim etkin kullanması da onun sosyalliğini oldukça olumlu yönde etkiler ki bilindiği üzere iletişim tercih değil bir ihtiyaçtır.

Bu çalışmada; konuya iletişimin tanımından başlayıp çerçevemizi genişleteceğiz. İletişim türlerini, etkili iletişim figürünü ve etkili iletişim türlerini inceledikten sonra, etkili iletişime engel olan faktörleri göreceğiz. Etkili iletişimin önemini vurgulamak bu çalışma için önemlidir çünkü anlaşılması konunun çatısını daha etkili bir iletişim kurma amacı şekillendirmektedir.

Daha etkili bir iletişim için düşüncenin önemi, düşüncenin iletişimde nasıl bir rolünün olduğunu, düşüncenin mantıkla ayrıştığı yerleri okuyabileceğiniz bu çalışmada temel amaç; yeni bir perspektif kazandırabilmektir. Bu perspektifin muhatabı, mantıksal olmayan gerçeklerdir, diğer bir ifadeyle mantığa uygun olmasa da gerçek olanlardır. Düşüncedeki mantığa uygun olmayan ama gerçek olan şeyler etkili bir iletişim için bize anahtar olabilir mi, sorusunun cevabı aranan bu çalışma, sonuç bölümündeki değerlendirmelerle okuma sona ermektedir.

GİRİŞ

1.         İLETİŞİM

Konuya temel iletişim modellerinden birini inceleyerek başlamak uygun olur: aşağıda temel iletişim modellerinden birini görmekteyiz,

 Resim:1

  Konuşan iki kişiden biri kaynak biri de hedef birimi oluşturur. Bu iki birim arasında mesajların gidip gelebileceği bir kanal vardır. Her birimde bir merkez gönderici ve alıcı vardır. İletişim modelindeki öğeler ve süreçler: kaynak ve hedef birimler, kanal ve iletişim ortamı olmak üzere üç ana başlık altında toplanabilir.

 Merkez: gönderilecek mesajların içeriğinin(duygu, düşünce, eylem, güdü, niyet vb.) oluştuğu ve gönderilmek üzere seçildiği bölümdür.

Gönderici: merkezdeki içeriği, sözlü ya da sözsüz işaretler haline dönüştürerek kanala bırakan öğedir.

Alıcı: işaret biçimine dönüşmüş olarak kanaldan gelen mesajları alan ve merkeze aktaran öğedir

Kaynak: kaynak ve hedef birimler arasında yer alan ve işaret haline dönüşmüş mesajın gitmesine olanak sağlayan yola, geçite kanal adı verilir.

Gürültü: kaynak birimin gönderdiği mesajla, hedef birimin aldığı mesaj arasında bir fark varsa bu farka gürültü adı verilir. (Cüceloğlu,2021)

İletişim biçiminin genel hatlarını gördükten sonra iletişim türlerini burada gözden geçirmek gereklidir çünkü iletişim türlerini bu ağ üzerine yerleştirerek kendimize bir perspektif çizdiğimizde anlamımızı geliştirmeye yardımcı bir yöntem geliştirmiş olacağız.

1.1.İletişim Türleri:

 İletişim türleri konusunda genel hatlarıyla şöyle bir sınıflama yapmak mümkündür: İlişki sistemlerine göre, kişi içi iletişim, kişiler arası iletişim, grup içi iletişim ve kitle iletişimi; kod sistemlerine göre, sözlü iletişim, sözsüz iletişim ve yazılı iletişim; etkilerine göre, olumlu ve olumsuz iletişim; yönüne göre, tek ve çift yönlü iletişim; zaman-mekân boyutuna göre ise yüz yüze ve uzaktan iletişim (aktaran,Karaca 2016).

İlişki Sistemlerine Göre İletişim

  1.1.1. Kişi İçi İletişim (Öz İletişim)

Kişinin kendi kendisi ile kurduğu iletişim, iç dünyasında yaşadığı etkileşimdir. Bir insanın düşünmesi, çeşitli duygular yaşaması, iç gözlem yapması, akıl yürüterek kendi sorularına cevaplar üretmesi, içinden konuşması hatta rüya görmesi kişi içi iletişim, başka bir deyişle öz iletişim olarak adlandırılmaktadır (aktaran,Karaca2016).

  1.1.2. Kişiler Arası İletişim

Birden fazla insan arasında gerçekleşen bilgi, duygu, düşünce, haber paylaşımıdır.Kişiler arası iletişim genel olarak yüz yüze olmayı, başka bir ifade ile zaman ve mekân birliğini gerektirdiğinden uzaktan iletişim bu kapsamda kabul görmemekte ancak belli bir süreklilik kazanmış bağlar çerçevesinde telefon, internet gibi iletişim araçları aracılığı ile kurulan iletişimin de bu çerçevede değerlendirilebileceği görüşü kabul görmektedir(Karaca 2016).

  1.1.3. Örgütsel İletişim

Bireyler ve küçük gruplar için olduğu gibi, örgüt ve teşkilatlar için de iletişim söz konusudur. Birer tüzel kişilik niteliğinde olan örgütler arasında olduğu gibi, her bir örgüt içinde yer alan elemanlar arasında da örgütün amacını gerçekleştirmeye yönelik olarak çeşitli biçimlerde iletişim kurulmaktadır(Karaca 2016).

  1.1.4. Kitle İletişimi

Herhangi bir kaynağın, geniş bir insan topluluğu ile kurduğu yüz yüze olmayan iletişimdir. Burada belirli bir kaynaktan hedef kitleye iletinin tek yönlü olarak gönderilmesi söz konusudur(Karaca,2016).

İletişimdeki temel modelin ve iletişim türlerinin burada verilmesindeki;

1.Amaç: gönderici ve hedef arasında geçen iletişimin sağlıklı bir şekilde devam etmesi için gerekli olan adımları göstermektir. Bu sağlıklı iletişim adımları için kişinin iletişim becerilerini etkin kullanması fazlasıyla önemlidir.. Peki iletişim becerilerini nasıl tanımlarız: Bireyin kişilerle doyum sağlayıcı ilişkiler kurabilmesini sağlayan, başkalarından olumlu tepkiler getiren ve bireyin toplum içinde yaşamasını kolaylaştıran öğrenilmiş davranışlar olarak tanımlanabilir (Şahin, 2010:36). Kısaca, çatışmasız ve etkili iletişim kurabilme becerisi de denilebilir. İletişim becerisine sahip kişiler, iletişim kurarken muhatabına saygıyı ve empatiyi esas alır, etkin dinleme tarzını benimser, ilişkilerinde dürüst ve şeffaf davranır, kendi haklarının yanında başkalarının haklarını da korumaya özen gösterirler. İletişim becerilerine sahip olmak bireylere aile içi, eşler arası ve ebeveyn çocuk arası ilişkilerde; eğitim, iş ve meslek alanlarındaki etkileşimlerde; sosyal hayat ve arkadaşlık ilişkilerinde sağlıklı, uzun süreli ve doyurucu ilişkilerin geliştirilmesini sağlama yönünde olumlu katkılar sağlar. (Karaca,2016)

2.Amaç: İletişim sürecinde benlik oluşumumuzdur. Anlama ve anlamlandırma da iletişimin olmazsa olmazlarından biridir. İletişime geçtiğim kişi onu anladığım bir kimliğe sahiptir. Ben de karşımdaki için bir kimliğe sahibim. Onun beni tanımladığı kimliğim belirgin ama ben kendimi tanımladığım kişiyi, kendim olarak yansıttığım kişiyi ne kadar tanıyorum? Ya da onu nasıl tanıyabilirim?

Kendimizi hiç tanımıyor olabiliriz. Benliğimizi kurduğumuz iletişimlerin veya etkileşimlerin dışında değil tam da içinde bulmak önemlidir.

Benlik iletişim süreci içinde oluşan bir kavramdır. Ancak iletişim içinde insan kendi içinden çıkıp, sanki diğerlerinin gözüyle kendine bakabilmektedir. Sadece kendine değil, başkalarına da başkalarının gözüyle bakabilmeyi öğrenir. Böylece bu etkileşim ağı içinde benlik ortaya çıkmaya başlar. Toplumsal yaşantının olmadığı, yani etkileşim olmayan yerde, benlik bilincinin oluşacağını düşünemeyiz. Benlik bir kez oluştuktan sonra, bireyler uzun yalnızlık sürelerine dayanabilirler. Çünkü birey bir arkadaş olarak kendini kullanabilir. Benlik oluştuktan sonra kişi, diğerleriyle olduğu gibi, kendisiyle de iletişim kurabilir.(aktaran,Cüceloğlu,2021,s.103)       

3.Amaç: iletişim türelerinde ilk olarak incelenen kısım kişinin öz iletişimidir. Buradan anlaşılmaktadır ki daha etkili ve sağlıklı bir iletişim için önceliğimiz kendimizle olan ilişkimizdeki aksaklıkları gidermektedir.

Resim 2:

İletişim becerileri, kişide sürekli olarak yenilenmeye uygun bir yapıyı ifade eder. Kendini geliştiren ve dönüştüren bir süreçten söz ettiğimizde bu noktada incelenmesi gereken yeni ifademiz ‘’etkili iletişim’’ kavramıdır. Kavramın ne ifade ettiğini, yöntemlerini, etkili iletişim tekniklerini ve etkili bir iletişim için uzak durmamız gereken durumları aşağıda verilen genel tanımlar üzerinden inceleyebiliriz:

1.2.Etkili İletişim Nedir?

İleti sahibi olan kaynağın, sözel ve bedensel becerilerinin, alıcının beklentileri ve hazır oluşuyla birlikte, doğru ortamda buluşmalarına etkili iletişim diyebiliriz. Günümüzün en büyük sosyal probleminin anlaşılamamak olduğunu düşünürsek bunu ancak güzel ve etkili bir konuşma ile aşabileceğinizi unutmamanız gerekiyor. Kişiler arası diyalog kurarken, konuşmayı başlatmak ne kadar önemliyse, devam ettirebilmenin de bir o kadar önemli olduğunu unutmayın. Etkili iletişim kurabilmek için yukarıdaki yöntemlerin dışında Beden dili ve diksiyon kursu ile kendinizi geliştirerek sağlıklı iletişimler kurabilirsiniz. Enstitü kişisel becerileri artırma ile ilgili ücretsiz online eğitimler vermektedir. Siz de bu eğitimlere katılabilirsiniz.

1.3. Etkili İletişimin Yöntemleri Nelerdir?

  1.3.1.Dinlemek: iyi bir dinleyici her zaman kazanır. Gönderici mesajlarını size iletirken, sadece onun anlattıklarına odaklanmalısınız. Kendi vereceğiniz cevapları düşünmek sizi konudan saptıracaktır. Aynı zamanda yapılan araştırmalar dinlemeden önce konunun sonunu tahmin etmeye çalışan kişilerin, birçok sorunla boğuştuklarını ortaya koymuştur. Karşımızdaki kişinin sözünü kesmeden, sıranın bize gelmesini beklemeliyiz.

  1.3.2.Devamlılık: İletişim devam etmesi önemli koşullardan biridir. Bu yüzden kendinizi ruhsal ve bedensel olarak hazırlayın. Aranızdaki diyalogun devam etmesi için kapalı uçlu sorular sormaktan kaçının. Evet ya da Hayır ile geçiştirilebilecek sorular yerine, karşınızdaki kişinin fikirlerini almaya yönelik sorular sorun.

  1.3.3.Beden Dili: kesinlikle çok iyi kullanmalısınız. Anlattığınız şeyleri etkili şekilde alıcıya iletmenin yolu beden diliniz, jest ve mimiklerinizden geçer ve birbiri ile uyumlu olmalıdır. Örneğin, sizin için çok önemli olan bir konuyu oldukça düz bir şekilde, mimik kullanmadan ifade etmeniz, anlattığınız kişi de aynı duyguları uyandırmayacaktır.

  1.3.4.Geri Bildirim: Göndericiyi anladığınızı göstermeniz gerekiyor. Ancak bunu yaparken, nazik ve hoşgörülü olmalısınız. Yapıcı eleştiriler ile mesajlarınızı vermelisiniz.

Resim 3:

  1. Etkili İletişim Teknikleri
  • Kendini tanımak.
  • Kendini açmak ve kendini doğru ifade etmek.
  • Karşımızdakini etkin ve ilgili dinlemek.
  • Empati kurabilmek (kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyabilmek)
  • Hoşgörülü ve önyargısız olmak,
  • Eleştirilere karşı açık olmak,
  • Beden dili, göz kontağı, hitap, ses düzeyi vb. kurabilmek
  • Konuşurken sözcükleri yutmamak.
  • Karşımızdaki kişiye, bedenimizi tam olarak döndürmek vb.

 Bireyler arasında kurulan iletişimin tarzını, sonuçlarını ve etkili olma derecesini belirleyen çok çeşitli faktörler bulunmaktadır. Söz konusu faktörler iletişim sürecini doğrudan veya dolaylı olarak, az ya da çok, olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yine bu etkenler neticesinde iletişim süreci etkili bir tarzda yani amaçlanan hedeflerin gerçekleşmesini sağlayıcı tarzda gerçekleşebileceği gibi, tersi bir sonuç da elde edilebilir.

Burada hemen ek olarak etkili iletişimin önüne geçen hatalardan da söz etmek gerekir:

  1. Etkili İletişimde Yapılmaması Gereken Hatalar
  2. Emir vererek konuşulmamalıdır. Gerek iş ortamında gerek aile ortamında emir kipinden uzak durulmalıdır.
  3. Tehdit ederek ya da uyararak yapılan konuşmalar, karşınızdaki insanla aranızda problem oluşturabilir.
  4. Konuyu saptırmak, en önemlisi olabilir. İyi bir dinleyici olursanız, konuyu doğru anlayarak geri dönüş yapabilirsiniz.
  5. Kişiyi daha iletişimin başında yargılamamalı, suçlayarak konuşmamalı ya da eleştirmemelisiniz.
  6. Alıcıya her zaman ismi ile hitap etmeli, isim takmamalısınız ya da iletişim esnasında alay edici konuşmalardan uzak durmalısınız. Böylece hem iyi bir dinleyici hem de karşı tarafa mesajlarını tam olarak ileten iyi bir gönderici olursunuz.

İletişimde yapılmaması gereken hatalarla ya da iletişim süreçlerindeki aksaklıklarla karşılamak, önemli soruları karşımıza çıkarmaktadır: Bu hatalara ve aksaklıklara sebep olan şey nedir? Düşüncelerimizi gözden geçirmek bize yardımcı olabilir mi? İletişimde düşüncenin rolünü ve nasıl bağlam üzerinde durduğunu anlamakla işe başlayabilir miyiz?

Resim 4:

  • DÜŞÜNCENİN İLETİŞİMDEKİ ÖNEMİ

Yukarıdaki soruların cevaplarıyla kazandırılmak istenen bakış açısı, analiz etmek istediğimiz konunun esas amacını oluşturmaktadır. Bu amaca binaen düşünce iletişimi meselesine girişi şu şekilde yapabiliriz: İletmek istediğimiz mesaj olurken, karşımızdaki kişiden aldığımız mesajı anlarken ve kendimizle olan iletişimimizde kendimizi doğru bağlamı kurarken düşüncelerimiz bize rehberlik ederler. Düşüncelerimizin nasıl şekillendiği de hedefin istediğimiz yönde gerçekleşmesi için çok önemlidir.

Eflatun “düşünce insanın kendi kendisiyle yaptığı bir konuşmadır ; insan bir şeyi düşündüğü zaman, onu aynı zamanda hiçbir konuşmaya başvurmadan kendi içinde anlamaya çalışır; düşünme ile dil arasındaki bu bağ ihmal edilirse, dil ile varlık dünyası arasında kurulması gerekli korelasyon meydana gelmez, o zaman kelimeler boş birer klişe haline gelirler” diyerek dil ve düşünce arasındaki ilişkiyi vurgular. (aktaran, Karaca, 2016, s. 240).

Buradan açıkça görüldüğü gibi sözlü iletişim gücünü düşünceden almaktadır. Mengüşoğlu‟na göre (1968, s. 235). Logos kavramı, düşünme ile konuşma, düşünce ile söz ve sözcük arasındaki bağı gösterir. Tüm bu kavramlar hem sözlü hem de yazılı iletişimi destekleyen unsurlardır. İletişim kavramı için modern dilbilimde vazgeçilmez bir rehber olan Ferdinand de Saussure’ün de belirttiği gibi bir araç olan dil, dil becerisi ve söz arasında yakın bir bağ bulunmaktadır. Dil yetisi sese, ses örgenlerine, işitim izlenimlerine, düşünceye, bireye, topluma ve yerleşik dizgeyi oluşturamaya bağlıdır. Martinet’ye göre, dil, insan deneyiminin, topluluktan topluluğa değişen biçimlerde, anlam birimlere ayrıştırılmasını sağlayan bir bildirişim aracıdır (aktaran, Karaca, 2013, s.126).

Düşüncenin bu kadar önemli olduğunu gördüğümüzde İspanyol sosyolog Jose Ortega Y Gasset’in bulunduğu çağda düşüncenin dönüşümünü tanımlarken farkındalığımızı yükseltecek tespitlerine göz atmak faydalı olacaktır.

Düşünce üzerine biraz durup konuşmakta yarar var, öyle ya, dünyadaki onca şey arasında günümüzde en az moda olan konu bu.

Düşüncenin varlığını bulunduğunu sandığımız yerde araştırmaya kalkıştığımızda, yani düşüncenin öz niteliğinin ne olduğunu nitelediğimizde, kendimizi muazzam sayıda ve nüfuz edilmesi güç şeyle sarılı buluruz, onlar dikkatimiz çeker, baskı yapar bize: düşünce gibi ortaya çıkan o şeyler aslında düşünce değildirler.(Gasset,2015,s.65)

Zamanında Herakleitos uyarmıştı: Gerçek gizlenmekten hoşlanır. İlk bakışta evren sürekli bir karnavaldır. Maskeler sarmıştır çevremizi. Ağaçlar ormanı görmemizi engeller, yapraklar ağacı görmemizi, bu böyle sürüp gider. varlık, şeyin kendisi, özü gereği gizli olandır, örtülü olandır, maskeli süvaridir. Onu gizlendiği maskelerin altında bulup çıkarmamızı sağlayan işleme ‘’ gerçekliğini belirlemek’’ irdelemek deriz.  Gizli olanı ortaya dökmek, üstündeki örtüleri çekip almak, keşfetmektir onu.(Gasset,2015,s.65)

Zihnimizdeki düşüncelerin bizden gizlenmiyor olması bu sebepten çok önemlidir. Çünkü zihinde çarpıtılan düşünce kişinin kendisiyle olan iletişimini sonradan gelişecek olan veya o anda devam etmekte olan iletişimini ve etkileşimini zedeler. Üzerindeki örtüyü alarak, bize gelen mesajı alabilmek kaliteli bir iletişim modeli oluşturur. Bunun devamında ise kişi iletişim halindeyken, olası yanlış anlamaların önüne geçebilmek için kendini destekler. Kendini kapatma ihtiyacı duymaz. Etkili iletişimin önüne geçebilecek hatalarda bulunmaz. İyi bir konuşmacı ve iyi bir dinleyici olmak öncelikle mesajları gizlenmeyen bir gerçek olarak anlamakla gerçekleşir. Bunun nedeni, düşüncelerimizin kendimizle ve dış dünyayla kurduğumuz iletişimi ve etkileşimi doğrudan ve dolaylı olarak etkilemesidir.

Böyle bir etkiyi olumlu yönde kullanabilmek sosyal motivasyonu artırır. Sosyal motivasyon, kişinin kendisiyle ilgili olan olumlu düşüncelerini besler. Kişinin sosyal hayatında ve kişisel yaşamında iletişim ve etkileşim yoksunluğu yaşamaması için bu durumlar oldukça önemlidir.

Vermek istediğimiz, bize gelen veya kendimize verdiğimiz mesajlarda mantığımızı çok sık kullanırız. Çünkü anlamak için ihtiyaç duyduğumuz bir durumdur bu. Önemli olan, akıl yürütürken kendimize engel oluyor muyuz?

 Bu sorunun cevabı için, yine  Jose Ortega Y Gasset’in tanımları üzerinden, iletişimde kurduğumuz mantık üzerine farklı bir kapı açmak istiyorum;

 Sahici düşünceyi maskeleyen bir başka kitle de mantıktır. Mantık düşüncenin sonsuz biçimsel yapısı yerine o yapılardan bir tekini ortaya koyar: Mantıksal düşünceyi, yani bazı özellikleri sergileyen düşünceyi: Kendi kendine eşit olmak, çelişkiye düşmemek ve doğru ile yanlış arasında üçüncü bir terimi dışlamak. (Gasset,2015,s.68)

Matematik mantıkla yapılandırılmaya çalışıldığında bunun imkânsızlığı görüldü ve dehşetle fark edildi ki son ve kesinkes özdeş kavramlar yoktur, çelişki içermediği garantilenebilecek yargılar yoktur, ancak ne doğru ne de yanlış olan yargılar vardır, kanıtlanamayacakları kanıtlanabilen gerçekler vardır(Gasset,2015,s.68).

Mantıksal düşünce düşüncenin tek temsilcisi olarak sahneden çekilince, düşünce asıl varlığıyla gözlerimizin önüne seriliyor, salt kendine özdeşlik, çelişkisizlik ve üçüncü bir terimin yokluğundan oluşmayan bir şey olarak(Gasset,2015,s.68).

Bu açıklamalar iletişim sürecine yontulduğunda şöyle tespitlere ortam hazırlamakta: konuşma esnasında söylenen her söz veya karşımızdakinin jest-mimikleriyle ifade ettiği şeyler bizim zihnimizde beliren şeyin aynısı olmayabilir. Yani biz duyduklarımız ve gördüklerimizi kendimize yorumlarız. Bu bilinen bir gerçektir, üzerine pek çok açıklama yapılmış bir konudur. Kendimize göre biçim kazandırma konusunda mantığın ne olduğunu bilmek ve aslında her şeyin mantıkta olmadığını bilmek etkili iletişimi kuvvetlendirir.

Günümüzde olmak zorunda olduğumuzu hissettiğimiz kişiyle bizi tanıştıran öğe toplumdur. Birçok kişi kimlik bunalımını besleyen sorunlarla baskı altında çünkü özgün bağlamımızı yakalamaktan ziyade ‘’ o kişi’’ olmamız gerektiği yanılgısındayız. Kendimizi doğru ifade etmek iletişimin en önemli basamaklarından biridir. Yukarıda belirtilen iletişimde gürültü basamağını şöyle yorumlarsak; biz mantıkla kendimizi kısıtladıkça, kendimiz tanımamız zorlaşır tabi kendimizi ifade etmemizde, bu sebepten gürültü artar. Gürültü arttıkça kendimizle ve dış dünyayla olan iletişimimizin kalitesi düşer.

  Bir üçüncü gürültü de, hedef birimin merkezinde yer alır. İnançları tutumları ya da o anda içinde bulunduğu duygusal durum nedeniyle, hedef birim karşıdakinin söylediğini söyleyenin anlamından bambaşka bir biçimde yorumlar ve farklı bir anlam çıkarırsa  psikolojik gürültünün varlığından söz edilir. (Cüceloğlu,2021)

İnsanlar arasındaki iletişim aksaklıklarında psikolojik gürültünün payı büyüktür.Psikolojik gürültünün önüne geçmek için mantıksallaştırma çabasından insanın zihnini kurtarması önemli bir noktadır.

 Örneğin, üç kişinin yaralandığı bir fotoğrafı incelediğimizi farz edelim. Elinde bıçak olan kişi ortada durmaktadır, kıyafetleri kanlı değildir, bıçağı tuttuğu elinden ise kanlar süzülmektedir. Sağında ve solunda duran iki kişi ise yaralanmıştır ve kıyafetlerinin çeşitli yerleri kanlar içindedir. görünmekte olan resim, ortadaki kişinin diğer iki kişiyi yaraladığıdır. Oysa gerçek olan iki kentlinin kavgasının arasına giren köylünün onlar birbirine zarar

İletişim kendimize dönük bir süreci de içine alır. Hiç kimseyle konuşmadığımız zamanlarda da bizimle iletişimde olan birinden söz edebiliriz: kendimiz. Kişi, düşünceleri aracılığıyla kendisiyle durağan olmayan iletişim gerçekleştirmektedir. Dolayısıyla iletişim ve etkileşim bağlantılarının en büyük önem taşıyan kısımlarından biri kişinin ‘’kendisiyle kurduğu iletişimdir.’’

SONUÇ

Yukarıda da belirtildiği gibi iletişim sürecinde doğru anlamamız ve doğru anlatmamız iletişim için hayati bir öneme sahiptir. Kişinin öz iletişiminde de kendini doğru anlaması gereklidir. Konuşurken doğru ve yanlışın dışında orada süreklilik arz eden biz varız. Bedenimiz ve sözlerimizle beraber karşımızdaki insanla etkileşim halindeyiz.

Düşüncelerimiz ihtiyaçlarımıza göre şekillenmeye müsaittir bu yüzden sınırları aşabilen bir bakış açısı hem kendimize hem karşımızdaki kişiye daha fazla değer verdiğimizi ifade eder. Güçlü bir iletişim için önemli bir anahtarı keşfetmiş oluruz bu sayede. Gasset’ in de söylediği gibi ‘’ mantıksal olan mantık dışında da öğeler içerir.’’

Öngördüğümüz senaryolar düşüncelerimizde kısıtlanmadığı zaman kendimizi tanırız, karşımızdakini tanırız veya bunların olmasına fırsat tanırız.

Kişi düşüncelerinde olduğunu zannettiği kişi olmadığını mantığın dışında kalan gerçekleri kabul ettiğinde görebilir. Kendisini bu sayede daha iyi tanıyabilir. Özgün yanlarını mantığın dengesinden uzaklaştırarak, maskelemeden keşfeder.

KAYNAKÇA

Cüceloğlu Doğan.(2021). İnsan insana.İstanbul: Remzi Kitabevi

Çağlar,T.K.’’İletişim Öğeleri Nelerdir. Erişim adresi

https://www.iienstitu.com/blog/iletisim-ogeleri-nelerdir

Gasset Ortega.(2015).Sistem olarak tarih. İstanbul: Türkiye İş bankası Kültür Yayınları

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da hoşunuza gidebilir
Okumaya Devam Et!

Senin Kalbin Kaç İnç?

Teknolojinin hayatımıza sınırlarını zorlayarak yayılışının ardından bir de pandemi ile yüzleşti tüm dünya. Sosyallikten uzak hayatlar yaşadık yaşıyoruz…