DİŞ HEKİMLİĞİ RÜYASINDAN ECZACILIK GERÇEĞİNE II

  Hayalimi gerçekleştirememiş olmanın üzüntüsünü yaşamaktan çok korktum. Ne şanslıymışım diyorum. Çünkü korktuğum başıma gelmemişti. Sanki sihirli bir değnek bana dokunmuş ve bütün endişelerimi alıp götürmüştü. O zamanlar hayatımdaki her şeye hiç olamayacağım kadar pozitif bakmaya başladım. Kendimi yıpratmamak için beynimin aldığı bir kalkandı belki de. Mezuna kalmamışım da ilk senemde hazırlanıyordum sanki. Ancak çok büyük farkı vardı. İlk senemdeki hiçbir endişeyi taşımıyordum. Çok şanslıydım ki ailem de benim hissettiklerimi anlıyordu. Kızlarına yol gösterebilir, en büyük destekçileri olabilirlerdi. Uyarılarını yaparlar, vereceğim kararımın hayatımda belli sonuçlara yol açabileceğini söylerler fakat kendim hakkımda vereceğim kararları bana bırakırlardı. Yaşayıp görecek olan kişi bendim sonuçta düştüğüm an gelip beni kaldıracak olanlar da onlar.

   Mezun senem her açıdan yenilendiğim bir dönem oldu. Güncelleme gelmiş ve birden bütün düşünce ve davranışlarım değişmiş gibiydi. Kitap, film, dizi hariç boş vakitlerini nasıl değerlendireceğini bilemeyen ben o yıl bir şeylere yeteneğimin olduğunu fark ettim. Kötü enerjimi atacağım zihnimi boşaltacağım hobiler edindim. Çok farklı deneyimler yaşayarak kendimi belli seviyeye göre yetiştirdim, geliştirdim. Ne gerek var mezun senende kafanı kurcalayacak, zamanını alacak işlere girmeye diyebilirsiniz. Yukarıda da bahsettiğim sihirli değneğim bunlardı benim. Kafamı kurcalayan değil daha iyi düşünmek için zihnimi açan; zamanımı çalan değil ders çalışmaya zaman oluşturanlarımdı.

  Gerekli ve önemli olanın çok çalışmak değil verimli çalışmak olduğunu birçoğumuz artık biliyoruz. Çok çalışmak bir yerde sonuç getiriyor.  Netleri iyi olan arkadaşlarımdan çok gördüm.  Motivasyonlarını kaybettiklerinden dolayı çalışmayı azaltıyorlar ya da tamamen kesiyorlardı. Farkına vardıkları şey ise ilk baştaki o yüksek netlerin geçiciliğinin hiçbir faydası olmaması oluyordu. Çabaları gözleri önünde yitip, gidiyor ve onları daha büyük bir ümitsizliğe sürüklüyordu. Bu zamanda ailelerin, öğretmenlerin hatta arkadaşlarının desteğine ihtiyaç duyuyorlardı. İşte bu yüzden bu süreçte olan herkesin birbirlerini motive etmeleriyle iyi sonuçlar alınabileceği bir dönem olduğunu düşünüyordum.

  Birinci dönemi çok iyi netlerle geçirmiştim. Bu beni daha da motive ediyordu. Bu rahatlıkla denemeler üzerine yoğunlaşmıştım hatta seviye olarak neredeyim diyerek ikinci dönem dershaneye bile gitmeye başlamıştım. Dershanede de başarılı sonuçlar elde edince hayalimin gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakıyordum. Bu başarılar bana o kadar rahatlık veriyordu ki sınava yakın sırf iş hayatını merak ettiğimden bir mağazada çalışmaya başlamıştım bile. O kadar keyif alıyordum ki hayatımdan. Kendi paramı kazanmak, istediğim her şeyi yapabilmek. En özgür hissettiğim zamanlardı. Ayağımın yerden kesildi de diyebileceğim zamanlar… Üniversiteye giriş sınavının çıkışı da mutluluğum devam etmişti. Sınav anında talihsizlikler yaşamıştım ama elimden geleni de yapmıştım. İçten içe diş hekimliğini kazandığımı düşünüyordum. Sınav anında küçük bir talihsizlik yaşasam bile o kadar da etkilemez diye düşünmüştüm.

   Sınav sonucunun açıklandığı gün… Güm, güm, güm. Bu sene de mi olmadı.  Hayallerim benden önce gelmemeli, bir şeyde bu kadar diretmemeli, inatçı olmamalıyım diye düşündüm. İlk hayalim olmadıysa başka bir hayal üzerine yoğunlaşmalıydım. Çevremdeki insanlar da benim içim çok öenmli olan bu sonuca çok şaşırmışlardı. İnatçı olan ben nasıl olur da aniden hayalimi tozlu bir rafa kaldırıp temiz olan raftan yeni bir hayal indirebilirdim?

  Yolun sonu nereye varacak? Ben de merak ediyordum. Beklediğim şeyler gerçekleşmiyordu. Ve ben bu şaşkınlıklarımın takibinde yepyeni kararlar veriyordum.

  Dermokozmetikle uzun süredir ilgilendiğimi fark ettim. Bu alanın üzerinden devam etmek isteyebileceğimi düşünmüştüm. Kendimle yaptığım uzun münakaşalardan sonra eczacılık okumaya karar vermiştim. Bu alanda uzman eczacı olmak da beni gayet de kariyer açısından memnun edebilirdi. Bir de böyle bir yol izlemeyi düşüneyim, ileride olur da fikrim değişirse de eczacılık mesleğinin bir sürü alanı vardı. Çeşitli stajlardan deneyim kazanarak nereye uyum sağlayacağımı deneyip görebilirdim. Farklı alanlara yönelebileceğim ve bu alanlarda kendimi geliştirebileceğim imkanlar da vardı. Farklı düşüncelere de açık bir bölümdü. Böylelikle tercihlerimi Eczacılık fakültelerinden yana kullanmış oldum. İşte hayatında tatiller ve geziler dışında Sakarya’dan dışarı çıkmamış olan benim Kayseri’ye olan yolculuğum böylece başlamış oldu.

  Aldığım bu karardan dolayı herhangi bir pişmanlığım yok. Önemli olan şeyin kişinin iyi hissedebileceği, kendini ifade edebileceği, zorunluluktan değil de meslek aşkıyla görevini yapabileceği bir alanda iş hayatını sürdürmek olduğunu düşünerek bu yolu seçmiştim zaten. Ne gibi bir pişmanlığım olabilirdi ki.

  Bu yazıyı okuyan öğrenci arkadaşlarım eczacılığı, öğrencilerin tıp ya da diş hekimliği kazanamadığından dolayı seçtiği bir bölüm olarak düşünmekte haklısınız. Ama eczacılık o kadar hafife alınacak bir meslek değil. O kadar boyutlu ve kapsamlı bir ki bünyesinde birçok meslek dalını barındırıyor. Her bir alanın dünyasına girince de keyif alıyorsunuz okumaktan, araştırmaktan, anlatmaktan. Bu yüzden sağlık isteyen herkesin mutlaka aklının bir köşesinde bulundurması gereken bir bölüm olduğunu düşünüyorum. Ve bu sene sınava çalışan her bir öğrenci arkadaşıma başarılar diliyorum. Sizi hiçbir şey yıldırmasın…

Benzer Gönderiler

Yorumlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Reklam

İnstagram

Popüler Gönderiler

Üniversite Tercihinin Kariyerinize Etkisi

Üniversiteye gittiğiniz okulun kişisel ve profesyonel yaşamınız üzerinde kalıcı bir etkisi olacaktır.Ayrıca üniversitenizin itibarının kariyerinizi iyi yönde etkileyeceği herkes tarafından bilinen bir...

EKİP LİDERLİĞİ

     Liderlik sözcüğünü halk ağzında düşündüğümüzde aslında ne kadar da havalı bir isim öyle değil mi? ‘’Lider, liderim…’’...

İLETİŞİMDE DOĞRU DÜŞÜNCE KENDİNİ BELLİ EDEN BİR ANAHTARDIR

ÖZET Herkes tarafından bilinmektedir ki; iletişim hayatımızın olmazsa olmaz tamamlayıcılarından biridir. İletişimin genel iki hattından söz etmek gerekirse; ilki...