Diş Hekimliği Rüyasından Eczacılık Gerçeğine I

  Küçükken kendini değerli bulmayan ben… Sürekli beni değerli bulsunlar diye çevresine bir şeyler ispat etmeye çalışan fakat sıra kendine gelince ‘Ben kendimi değerli bulmasam da olur.’ ile geçiren ben. En güzel zamanlarımı etrafımdaki düşüncelerle şekillendirdim. Değerli olursan güçlü de olursun. Güç ise her şeydir. Nitekim o zamanlar okuduğum kitaplar da gücün önemli olduğunu söylüyorlardı. Bu sözlerin altında yatan değer kavramını ne yazık ki fark edememiştim.  Keşke diyorum o zamanlar kendimi sevseydim. Şimdilerde tek keşkemin bu olması için çabalamamın sebebi, o zamanların bende bıraktığı izlerden kaynaklı.

  Ortaokul yıllarımda yaşıtlarıma baktıkça kendimi kısıtlanmış hissediyordum. Herkes bana bu kadar özgür gelirken ben de onlarla aynı davrandığım halde neden hiç özgür hissetmiyordum? Ben mi çok büyütüyordum kendini sevme, kendini özgür hissetme kavramlarını? Hayatımda büyük bir yere sahip olması doğru muydu bunların? Madem çok önemli neden kimse benim kadar bu kavramlara takılmış değil? Ben mi göremiyorum? Konuştuğum insanlar neden bana bunu hissettirmiyor? Yalnız mı hissetmeliyim? Çok yalnızım…

  Kendimi çevremden soyutlamanın ne kadar gereksiz olduğunu da fark ettim. O yüzden söz verdim kendime herkes gibi olacaktım. Güç için bir hayale tutunacak o hayalim için çabalayacaktım. Güç böyle de gelirdi elbet. Sırada hayalimi bulmak vardı. Bunu kendime görev edinmiştim. İşler benim açımdan ne kadar zordu böyle? Özgürlüğün ön planda olmadığı hayallerin dayatıldığı toplumda tabi ki ben de rahat içinde yaşayabileceğim bir meslek edinme hayaliyle yönümü belirledim. İlgi alanım dişlerdi. Dişlerin yaşam döngüleri hep bana ilginç gelmiştir. Bu kadar yılca nasıl kökleriyle sağlamca dik duruyorlar? Bu kadar estetik olan bir şeyin sağlığını ve görünüşünü nasıl korumalıyız? Estetik bir görünüşü yoksa bile estetik hale nasıl getirilir? Sağlıksızsa sağlıklı hale nasıl getirilir? Hep ilgimi çeken bu konularda uzmanlık yapmak istiyordum. Küçükken anne beni Diş doktoruna götür diye yalvaran bir çocuktum ben. Sonuçta ben de o diş hekimlerinden olabilir insanlara büyük bir yük olabilecek diş sorunlarına bir çözüm yolu sunabilirdim. Hayalimi henüz ortaokuldayken belirleyen ben şimdi çok rahattım.

Küçüklüğümden gelen kitap alışkanlığımla hızlı kavrar, hızlı öğrenirdim. Hiçbir zaman Diş hekimi olamayacağım diye düşünmezdim o yüzden. Zaman ilerledikçe bir şeylerin farkına vardım; bu hayalim bana her açıdan özgüven veriyordu, ileride insanlara faydamın dokunacağı hissi kendimi değerli hissettiriyordu. Doktorluk kutsal bir meslekti. Ve ben bu kutsal mesleğe sahip biri olacaktım. Yavaşlamamalıydım. Özgüvensiz ben yoktum artık hayalimin gerçekleşmesi için hızımı kesmemeliydim. Ancak içimde yine bir boşluk vardı. Bir şeyi unutmuştum belliydi.

  Kendimi sevmeyi unuttuğumun çok sonra farkına vardım. Küçükken benim için bu kadar önemli olan kavram buhar olup uçmuştu sanki.  Taa ki bir haber yazısını görene kadar… Kendi ülkesinde tanınan, çok da sevilip sayılan bir ünlünün intihar haberini gördüğümde ne düşüneceğimi bilemedim ilk başta. Şarkılarını severek dinlediğim biriydi. Sürekli yeni bir şeyler üreten, ürettikçe kendi kabuğunu kıran, kırdıkça da sektöre kendini kabul ettirebilmiş biri. Niye böyle bir sonu kendine yakıştırmıştı ki? Halbuki hayaliydi şarkıcı olmak. Son mektubuna ulaşıp okuduğumda cevabımı aldım. Tamam demiştim kendine değer vermedikçe, çevren seni sevse takdir etse ne fayda, hayallerine bu yolla ulaşsan ne fayda? Milyonlar kazanan adam hayalini gerçekleştirdiğinde bile kendine değer verdiğini kanıtlamaya çalışmış ama inandıramamış benliğine. Kendine değer vermedikçe de keyif alamamış gerçekleştirdiği hayalinden. Mektubunda kendini sevmemesinin pişmanlığı okunuyordu. O an düşündüm. En büyük hayalim neydi benim? Diş Hekimliği. İleride Diş Hekimi olacağımın düşüncesiyle bile heyecanlanırdım ben. Peki hep mutlu olacak mıydım, evet niye mutlu olmayayım ama o da hayalini gerçekleştirdiğinde mutluydu sonra ne oldu? İçimdeki çığlıkları kimseye anlatmadım, anlatamadım. Hayatımda çok büyük yer edinen bu meselelerin önemsiz gelmesinden çok korktum. Niye bir intihar haberiyle mutlu olamayabileceğimi düşünmeye başlamıştım ki? Kolayca mutlu olan ben bu mutluluk kaynaklarımı bir gün kolayca tüketmeye başlarsam kendimi yeterince sevmediğimden. İleride mutluluğumun gölgelenmeyeceğinin garantisi var mıydı? Yoktu. İçten içe o mektubu düşünüyordum tamam işte sınava girip istediğim başarıyı elde edecektim. Zor bir şey değil ki zaten stressiz bir insanım heyecan da pek yapmam. Başarabilirdim önümde engelim yoktu, kararlarımı bir kere bile sorgulamayan ailem yanımdaydı. Zaten kazanamayacağımı hiç düşünmemiştim ki kazandım mı da her zorluğa rağmen mutlu olacaktım. Bir aşamadan sonra kendime yeterince değer vermediğimi düşünmek beni rahatsız etmeye başladı. Artık hayatımda ilk sıraya kendi sağlığımı koyacaktım. Koymuştum da. Sonuçlar geldiğinde bile kendimi hiç suçlamamıştım. Değerlendirebileceğim bir fırsatım daha vardı. Ben de değerlendirmeye karar verdim ve mezuna kaldım.

Görsel Kaynak:

Can Your Teeth Bruise?
Önceki İçerikSenin Kalbin Kaç İnç?
Sonraki İçerikKime Göre Üstünüz?

Benzer Gönderiler

Yorumlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Reklam

İnstagram

Popüler Gönderiler

EKİP LİDERLİĞİ

     Liderlik sözcüğünü halk ağzında düşündüğümüzde aslında ne kadar da havalı bir isim öyle değil mi? ‘’Lider, liderim…’’...

İLETİŞİMDE DOĞRU DÜŞÜNCE KENDİNİ BELLİ EDEN BİR ANAHTARDIR

ÖZET Herkes tarafından bilinmektedir ki; iletişim hayatımızın olmazsa olmaz tamamlayıcılarından biridir. İletişimin genel iki hattından söz etmek gerekirse; ilki...

Doğru Meslek Seçimi

Yanlış meslek seçimi, daha başlangıçtan bir tıkanıklığa mahkûm olacağınız anlamına gelir.      İlber Ortaylı - Bir Ömür Nasıl Yaşanır?