Başlığı okuduğumuzda zihnimizde anlam bulan temel kavramlara bakalım: dil, anlayış biçimi ve etki. Yukarıdaki başlıkta aslında anlatmak istediğim çerçeveyi sözcüklerle çizdim. Seçtiğim anahtar kelimeler, kurduğum cümlede neyi anlatmayı amaçladığımı gösteriyor. Bir cümledeki birkaç sözcüğü okuduğumuzda zihnimiz bir paragrafı veya bir sayfayı, belki de onlarca sayfayı, algılayabilecek bir yapılanma içine giriyor. Boş bir kağıdın üzerine yalnızca bir labirentin çizilmiş olduğunu düşünün, labirentin yedi tane girişi olduğunu görüyorsunuz, girişlerin hepsi birbiriyle aynı, yalnızca dördüncü girişin başında güneş yazmaktadır. Okuduğumuz güneş kelimesi bizim bilgi dağarcığımızda ise direkt oraya yöneliriz çünkü bilinçle özdeşleşir ve labirentin nelerle bağlantılı olduğu hakkında bize ipucu verir böylece çıkışı bize kolaylaştırır. Bir yazının temel kavramları ile yapacağımız analiz, aynı şekilde, o yazının anlatmayı hedeflediği her şeyi anlamamıza hız kazandıracaktır. Bunu yapabilmek ise dilin doğrudan kendi varlığı ve gelişimi ile alakalıdır. Bir kavramın zihnimizde canlanması için önce kavramın ne anlama geldiğini bilmemiz gerekir. Anlamını bilmediğimiz herhangi bir şeyi algıladığımızdan nasıl emin olabiliriz? Yani dil olmamış olsaydı kendimize ve toplumla nasıl iletişim kurabilirdik? 

Dil iletişimin başlangıcındaki temel araçtır. Aynı zamanda kullanım biçimine göre evirilecek amaçların da alt yapısını yine dil çizer. 

Burada okuyacaklarınızın daha net anlaşılmasını sağlamak için, başlıkta bulunan anahtar kelimelere tekrar dönelim ve ilk açıklamamız gereken kavramla başlayalım:

1. Dil Nedir?

Dil, insanların, duygularını ve düşüncelerini bildirmek için kullandıkları bir iletişim aracıdır. Dilbilim bakış açısıyla dil, insanların birbirleriyle anlaşmasını sağlayan, kendine özgü kuralları olan ve bu kurallar çerçevesinde gelişen, temeli bilinmeyen zamanlara dayanan seslerden örülü bir sistemdir.

İnsanın bir anlamda ayrıcalık belgesi sayılan, fizyolojik, biyolojik ve sosyal bir sürecin sonucu ortaya çıkan dilin, beynin işleyişiyle olan bağlantısını üç bölümde açıklamak gerekir. Birincisi, bugüne kadar özellikle nöroloji ve fizyoloji alanlarındaki çalışmalardan elde edilen bulgular yardımıyla dilin gerçekleşmesinde beynin hangi bölgelerinin daha etkili olduğunun belirlenmesi; ikincisi, dilbilimcilerin bakışıyla dil sisteminin kendi içindeki işleyişi; üçüncüsü de bireyin kullanımında ortaya çıkan somut eylemin, yani konuşmanın görünümü ve özellikleri. (Ergenç)

2. Dilbilim Nedir?

Dilbilim, sözlük anlamıyla, dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalıdır. Dilbilim, dilin yapısı ve işlevi ile ilgilenir. Her dilin kendine özgü ses dizgesi, söz varlığı ve dil bilgisi kuralları vardır. Dilin bu yönleri, dilbilim ve ilgili dallarında incelenir. Belli başlı dilleri incelediği gibi tüm dillere veya dil gruplarına özgü genel özellikleri de inceler.

Dilbilim, dili bilimsel açıdan inceler. Dilbilimin ilgilendiği konular şunlardır:

  • İnsandaki dil yetisi nasıl ortaya çıkmıştır, beyindeki dil üretim mekanizması nasıl işler,
  • Dil nasıl edinilir ve nasıl öğretilir,
  • Dilin genel yapısı ve lisan temelinde (İngilizce, Almanca, Türkçe gibi) dil yapıları,
  • Dil, birbirimizle iletişim şeklimizi ve düşünce yapımızı nasıl etkiler,
  • Dilin yazılı ve sözlü olarak kullanımına yönelik genel kuralları ve/veya eğilimleri nelerdir, eğilimleri (yazılı dilin sözdizimsel görünümleri, yazılı metin türleri, konuşma türleri, konuşma eyleminin görünümleri gibi),
  • Dil ve kültürün etkileşimi, dilin toplumsal değişkenlere ve bireyin iletişimsel amaçlarına göre kullanımı,
  • Dilbilimin anadili öğretimi ve yabancı dil öğretimi gibi doğrudan dille ilgili olan alanlara sunduğu çalışma yöntemleri ve teknikleri.

Dilbilim, her ne kadar çokça bilinen bir bilim dalı olmasa da kapsamı oldukça geniş ve heyecan verici bir alan. Dilbilim özellikle son yıllarda psikoloji, sosyoloji, felsefe, eğitim, dil öğretimi, antropoloji, bilgisayar bilimi ve yapay zêka konularında sıkça başvurulan bir bilim dalı olmaya başlamıştır.

Bilgi hazinesine eklenen her kelimenin bağlı olduğu bir anlam haritası vardır, farklı dil öğrenmeye bağlı olarak da anlayış sistemimiz genişlemektedir. Çok yönlü ve faydalı algılama biçimi kişisel ve sosyal anlamda oldukça önemlidir. Kelime dağarcığı farklı kelimelerle genişlemeye başladıkça, insanlık tarihi ilerleme yönünde büyük hız kazanmıştır. Kelime bilgisi ve analiziyle şekillenen anlam dünyamız, günümüzde birçok alanda özellikle kendimizi ve toplumu anlayabilme noktasında bize çok yardımcı olmaktadır.

Dilin kişisel ve sosyal alanla doğrudan bir bağı vardır. Anlayış biçimini belirleyen dil, toplumun, küçük veya büyük çevrenin insana kazandırdığı bir olgudur. Bunun anlamı da şudur: Dil kültürün kendisini ifade eden yapısal bütündür. Biz farklı bir dil öğrendiğimizde aynı zamanda farklı bir kültürü öğreniriz. O farklı kültürün, anlayış biçimine göre geliştirdiği dili öğreniriz.

İfade edilen durumu, benliği oluşturan dilimizden ve toplumun bize kazandırdığı dil üzerinden kısaca inceleyelim.

Kendi Dilimiz

Toplumsal yaşantı içinde kişiliğimize göre şekillenmiş olan dil. Başka bir ifadeyle bireysel kültürün dili olarak ifade edilebilir. 

Kendi dilimizi iyi analiz etmek, kendimizi daha iyi anlamanın en önemli yollarından biridir. Benliği bu denli tanımaya giden yol, toplum dilini okuyabilmekten geçer.

Toplum Dili

İçinde yaşadığımız toplumun, yaşayış biçimleriyle şekil almış dildir. Toplum dili olarak ifade edilmesinin sebebi kişisel kısımlarına dikkat çekmek içindir.

Dünya üzerinde insanın olduğu her yer toplumdur. Her toplumun kendine özgü iletişimi ve bu iletişimi gerçekleştirebilecekleri dilleri vardır. Toplumun dili, sosyal yaşamsal bütünlüğün ve anlayış sisteminin ilk basamağı olarak düşünülebilir. Dilin düşünce biçimini etkilediği üzerine ortaya koyulan teorilerin yanında insanın düşüncelerinin dil olmadan bir anlam bulamayacağı açıklamasının da üzerinde durulmaktadır.

Bu noktada düşünce mi dilden doğar, dil mi düşünceden doğar tartışmasını okuyucunun yorumuna bırakıyorum. Dilin nerede başladığından ziyade nasıl işleyiş gösterdiği üzerinde durmak istiyorum.

Dil ile düşünce arasındaki ilişkiler yüzyıllardan beri üzerinde durulan, en eski çağlardan beri çeşitli yönlerden tartışılan konulardandır. Günümüzde önemini yitirmemiş olan dil-düşünce problemi artık disiplinler arası yaklaşımlar çerçevesinde irdelenmektedir. Dil düşünce eylemi ve düşünce açısından ele alındığında insanı insan yapan her şeyin büyük ölçüde dilde yer aldığı ya da dile yansıdığı görülür. Gerçekten de dil bireyin bilincini oluşturan benliğini biçimlendiren temeldir; bilincin köklerine, bilinçaltının derinliklerine uzanan başlıca insani işlevdir. Düşünce, akıl, bilgi, buluş ancak dille olanak kazanır. Dil dünyayı hafızamızın egemenliği altına sokan temel araçtır, başlıca anlatım yöntemidir. İnsan yaşamının tüm görünümleriyle de iç içedir. İnsanın hem içindedir, hem dışında; hem özneldir, hem nesneldir. (Vardar 2001:13)

Dil insanın olduğu yerde bağlantı kurmanın temel aracıdır. Kelime dağarcığı ne kadar genişlerse anlam ve bağlantı o kadar güçlenir. İnsanın sosyal yaşam biçimini şekillendiren en önemli şeylerden biri dildir. Dil yaşayan bir olgudur insanla birlikte gelişir ve değişir. Dil zamanın doğrusallığında ilerler. Zamanla toplumda dönüşen yaşam şartlarına göre dilin de ne denli buna ayak uydurduğunu görürüz.

Kişilik ve kimlik oluşumu incelenirken, ben dilinin ve toplum dilinin kişide nasıl bir anlayış sistemini şekillendirdiği çok önemlidir. İnsan kim olduğunu, kendi kendine de tanıyabilme ihtiyacı hisseden bir varlıktır. Kendi dilini bilmesi bu yüzden gereklidir. Kendini daha iyi anlayabilen bir insan, toplumu ve çevresini de daha iyi anlar. 

Dilin düşünceler üzerindeki büyük etkisi, bilimsel olarak farklı alanlarda kendini ispatlamıştır. Düşünce zihinde kavramlar yoluyla kendini gösterir ve düşünceler yine kavramlarla tanımlandığı müddetçe anlam kazanabilir. Kavramlar ve kelimeler olmadan biliş sistemi çalışmaz. Bu sebepten vazgeçilmezimiz olan dil, bize hem kendimizi hem de dünyayı tanıtmaktadır. 

Şimdi ise dil üzerinden anlayış sistemlerini tanıyabilmek için bakış açımızda tanımlanan kavramlara dikkat çekmek istiyorum. Söz konusu bu kavramların tespiti, kendi bakış açımızı daha fazla tanıyabilmemiz, kendi dilimizi anlayabilmemiz için etkili bir yönteme dönüşebilir. Diğer bir ifadeyle kendi anlayış sistemimizi tanıyabilmek için kendimize ait daha çok kelimeyi biliyor olmamız memnun edici sonuçlar doğurabilir.  En başa dönerek konuyu tamamlamak istiyorum:

Bir yazı içerisindeki anahtar kelimelerin aynı şekilde bir görselde gözümüze ilişen herhangi bir kelimenin, anlam şemasında bize yol gösterici olduğunu bilmekteyiz. Anahtar kelimeleri görmek anlayışın kuvvetlenmesi açısından oldukça yararlıdır. Zihnin o kelimelere göre bir anlam haritası çizdiğini düşünürsek kendimizle alakalı tüm konularda aynı zamanda toplumla alakalı tüm konularda bu anlam haritasına sahip olmak, bizi anlayış açısından son derece ileri taşır. Bu anlam haritasını, hem bireysel hem sosyal olan insanda oluşturan şey davranışlarıdır. Yani kişinin anahtar kelimelerini sosyal hayattaki davranışlarından tanıyabiliriz. ‘ Kişi düşünceleri değildir, eylemleridir’ açıklamasına istinaden ulaşılan bu sonuçta görmekteyiz ki dilin hem nesnel hem de öznel özellikleri, zihinde oluşan anlayış biçimine doğrudan etki eder. Anlayış biçimi davranışlarımızı şekillendirir, davranışlarımız da bize ve çevremize kim olduğumuzu tanımlar. Sosyal hayatın işleyişiyle oluşan nesnel dil, kişinin anlayış biçimine bağlı öznel dil ile çok yönlü etkileşim içindedir. Sosyal dil, aynı zamanda kişiyi etkileyen bir dildir. Bu dili tanımadan kendimizi tanıyabilme olanağımız neredeyse imkansızdır. 

Dünyayı ve kişiliği anlama yönünde dağarcığın geliştirilmesi yöntemi, davranışların tanımı üzerinden uygulandığı zaman etkili olabilecek bir bakış açısı. Algılarımızı şekillendiren tanımları iyi okumalı davranışta şekil bulan kavramları iyi bilmeliyiz. Kendi labirentimizin her giriş kapısında bizim dilimizde anlam bulan kelimeler vardır, bunları okuyabilmek bizim elimizdedir.

Anahtar kelimeler: İnsan, benlik, toplum, etkileşim, kavram, anlayış, tanım, yöntem, dil ve işlevi.

KAYNAKÇA

  • Ergenç, İ. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dilbilim Bölümü: Dilin Beyindeki Gerçekleşimi ve Konuşma Eylemi
0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da hoşunuza gidebilir
Okumaya Devam Et!

Liderlik

Lider ya da Önder, bulunduğu çevreye yarar sağlayan, süregelen gelenekte köklü değişiklikler yapan ve çevreyi yönetmek için sorumluluğu;…