Öncelikle herkese merhaba! Bildiğiniz üzere diş hekimliği ülkemizde sağlık alanında en çok tercih edilen meslek gruplarından birisi. Birçok iyi yönü olan bu mesleğin tabi ki zor ve dezavantaj diyebileceğimiz yanları da var. Sizlere bu yazımda bir stajyer hekim olarak gözlemlediğim, tecrübe ettiğim, bazı konulara ışık tutmasını umduğum konulara değinerek bu bölüm hakkında bilgi vermek istiyorum.

  İlk olarak söylemek istediğim şey şu: Bu bölümü isteyerek kazanmadım. Peki neden devam ettim? Çünkü sevdim. Ne yazık ki hayatımızda istediğimiz her şey gerçekleşmiyor. Bazen hayallerimiz, planlarımız yarıda kalıyor. Başlarda bu durum olumsuzluk olarak gelebilir fakat hayat o kadar da acımasız değil. Evet, istemeyerek geldim bu okula. Birinci sınıfta tahmin edemeyeceğiniz kadar çok zorlandım. Mutlu hissetmiyordum kendimi. Bu mesleğin bana göre olmadığını düşünürdüm hep. Ta ki ikinci sınıfa gelene kadar… Yaşadığım tüm olumsuzluklar, başaramadığımı sandığım birçok şey meğer beni geleceğe hazırlamış da farkında değilmişim. Diş hekimliği fakültesinde birinci sınıfta iseniz bol bol sabun, parafin, mum gibi değişik materyallerden diş oyarsınız. Yapamadığınız her dişte sinirlenir, aldığınız her telafi (yaptığınız çalışmalar beğenilmezse ikinci bir şans veriliyor elbette) sizi bıktırmaktan öteye gitmiyor. Bu zamanlarda galiba sınıfımda en çok telafi alan öğrencilerden biriydim. Kendimi ne kadar yetersiz gördüğümü siz düşünün. Ama bunların hiçbiri sizi yıldırmasın. Yapamadığınız için üzülmeyin. Çünkü aslında başarısızlık diye nitelendirdiğiniz şeyler gelecekte yaşayacağımız zorluklara büyük bir hazırlık oluyor.

  İlk seneyi atlattıktan sonra diş hekimliğiyle ilgili daha çok uygulamalar yapmaya başlıyorsunuz. Bu uygulamalar sabun oymaktan tamamen farklı. Diş kesimleri, dolgu işlemleri, kanal tedavisi… Tabi her üniversitenin ders programı farklı olduğundan dolayı bazı yerler bu derslerin uygulamalarını farklı dönemlerde yapabiliyorlar. Burada asıl anlatmak istediğim şu, mesleğinizde kullanacağınız uygulamaları yaptıkça diş hekimliğine daha da bağlanıyorsunuz. Üçüncü sınıf ise tamamen kliniğe yönelik çalışmalar içeriyor. Yani pratik açısından en eğlenceli yıl diyebilirim (eh, usandığınız zamanlar da yok değil tabi ki ). Ayrıca gözlem yapmak denilen bir durum var. Kliniğe çıkarak ortamı gözlemliyor, asistanları, hocaları veya stajyer öğrencileri izliyor, onlara yardım ediyor, hatta hastanın bazı işlemlerini siz yapıyorsunuz. Bu da öğrencileri kliniğe hazırlamak için önemli bir süreç. Ancak ne yazık ki günümüzde corona virüsü gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu yüzden alt dönem öğrencileri için gözlemler kısıtlanmış veya kaldırılmış durumda. Ama yine de moralimizi bozmuyoruz. Unutmayın ki siz istediğiniz takdirde her şeyi yapabilirsiniz!   Dördüncü ve beşinci sınıfta ise kliniğe çıkarak hasta bakmaya başlıyorsunuz. Bu yıllar diğer yıllardan oldukça farklı. Çünkü şu ana kadar hep maketler üzerinde çalıştınız. Fakat gerçek bir hasta ile çalışmak bambaşka. Aşina olmadığınız birçok durumla karşılaşacaksınız. İlk zamanlar çok hata yapacaksınız. Ve bir bakmışsınız ki hepsi size oldukça kolay geliyor! Unutmayın, ilk kez yapılan iş hatalara oldukça açıktır. Bu sizi başarısız bir insan yapmaz. Tam tersi, deneyimli bir insan yapar. Hele bir de mesleğinizi seviyorsanız keyfinden yenmez.

  Peki bunlar iyi hoş da hiç mi kötü bir yanı yok bu öğrencilik hayatının? Olmaz mı, çeken bilir… Daha bu fakülteye gelmeden önce küçük bir araştırma yapanların en iyi bildiği başlıca sorun: Para! Her fakültenin öğrencisine sağladığı imkânlar birbirinden farklı. Kimi fakülteler öğrenciye çok fazla malzeme aldırıyor kimileri ise bunların bir kısmını kendisi veriyor. Ancak eninde sonunda para harcayan taraf yine siz oluyorsunuz. Çoğu diş malzemesinin fiyatı gün geçtikçe artıyor ve bunlar yabana atılır miktarlar değil. Kimi zaman küçücük malzemelere onlarca lira ödeyecek, bu malzemeleri belki de adam akıllı kullanamayıp sene sonunu getireceksiniz. Cebinizden bir hayli para çıkacak. Buna hazırlıklı olmalısınız.

  Diğer başlıca bir sorunumuz ise öğrencilerin ruh hali! Dışarıdan bakılınca “Aa, ne güzel. Diş hekimliği okuyorsun. Hayatı sizler yaşıyorsunuz.” diyenler olacaktır. Yaşadığımız zamanlar yok diyemem ama o 5 seneyi nasıl bitirdiğimizi gelin bir de bize sorun! Yetiştirilmesi gereken tonlarca ödev, pratik uygulamaların dışında ağır bir teorik, beğenilmeyen çalışmalarınızın defalarca yapılması, gecenizi gündüzünüze kattığınız sabahlar elbette sizi yoğun bir stres altına sokacak.

Böyle göz korkuttuğuma bakmayın. Girince alışıyorsunuz. Demek istediğim zorlu bir 5 sene olacak fakat kolay olduğunu kimse söylemedi! Ayrıca geriye dönüp baktığınızda ben bu zorlu süreci atlattım diyebilmenin keyfi de bambaşka. Böyle durumlarda kendimizi bırakmayıp mutlu olduğumuz şeylere yöneliyor, stresimizi attıktan sonra tekrar tempomuza geri dönüyoruz. İleriye attığımız her adımın keyfini sürüyoruz.

  Bir de bu işin mezun olma kısmı var. Günümüzde açılan diş fakültelerinin sayısı diş hekimliğinde çalışma alanının azalmasına sebep olmaya başladı. Özel sektörün fazla olduğu illerde ise diş hekimleri emeklerinin karşılığını alamayacak miktarlarda maaşlarla çalıştırılıyor. Bu durum bizleri üzüyor. Önceleri bir tercih meselesi olan uzmanlık sınavı birçok diş hekimi için zorunlu hale gelmeye başladı. Çünkü uzman hekimler birçok alanda diğer hekimlere göre daha avantajlı bir konumda yer alıyor.

  Bu kadar yazmışken diş hekimliği mesleğinin geleceği hakkında kendi naçizane fikrimi de söylemek isterim. Sağlık alanındaki meslekler daima önemini koruyacak. Her ne kadar zamanla durumun kötüye gittiğini görsek bile bu mesleği severek ve hakkıyla yapan, yapacak olan hekimler sayesinde bir şeyleri değiştirebiliriz. Umarım sizler için faydalı bir yazı yazabilmişimdir. Mutlu gülüşler arkadaşlarım!

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da hoşunuza gidebilir